27 Temmuz 2012 Cuma

İki arkadaşın telefon trafiği

Sena bize geldi. (Oha, girişe bak. Muhabbete ortadan daldım resmen, neyse) Hani şu,sarhoş olmayı deneyeceğim en yakın arkadaşım.Biz onunla haddinden daha yakınız, öyle açıklayayım. Hani hangi biriniz, arkadaşınız size oturmaya gelecekken siz ona telefon açıp "Cevriye/Mahmut gelirken iki ekmek, bir yoğurt alsana" dersiniz yani? Ama bizim oluyor arada öyle. O da bana "gelirken un almayı unutma" falan da diyor, bu  baya alışıldık bir muhabbet bizim için. Gerçi bir kere olayı baya abartmıştık. Hemen anlatıyorum:

Yolda gidiyorum. Arkadaşlarla yine Hanzade'den çıkmışız ama onlar benden ayrılmış, ben öyle sap gibi eve doğru marş marş halindeyim. Hava da soğuk ha, ne akla hizmet deniz kenarından yürüyorsam. O anda telefon çaldı.
-Efendim?
-Kanka? Bize gelsene. (Olaya direk giriliyor gördüğünüz gibi)
-Olabilir aslında. Eve gidiyordum bende.
-Tamam o zaman bekliyorum.
-Tamam.
-Ya bir dakika kankacım ya...
-N'oldu? 
-Gelirken iki ekmek alır mısın?
-Tamam
-Bir dakika ama.
-N'oldu yine?
-Kanka evde yoğurtta eksik.
-Tamam alırım gelirken.
-Bir de.
-Marketi de alırım tamam! 

Ben onlara giderken genelde diyaloglar böyle oluyor ama o bize gelecekken de pek farksız değil. Sadece ben taksit, taksit söylemektense toptan ne alınacaksa söylüyorum. Aslında bu da bir sorun. Şöyle ki:

Arıyorum Sena'yı. Telefon ya iki çalıştan sonra, ya da üç çalıştan sonra kesin açılıyor abi. Çağrısını şaşmaz. Eğer dörde, beşe falan çıkarsa meraklanıyorum, o derece. Ya bir şey oldu, ya uyuyor ve top patlasa duymayacağı için telefonu da duymaması çok doğal bir durum, ya da bu belediye çukurunun içine düştü. O yüzden üçten sonrası tehlikeli yanı.
-Efendim kanka?
-Canım bu gün işin yoksa, bize gelsene. Annem enginar yaptı.
-Allaaaah enginar mı? İkinci annemin enginarı yenmez mi be! Gelirim tabii kuzum.
-Tamam o zaman. Yalnız Sena ya, gelirken alınacaklar var da...
-Söyle kuzucum?
-Bir ekmek, bir paket kori, bir paket kekik, coca cola, yoğurt, bir paket nane..... diye gidiyor (Yalnız o anda normal bir insanın söylediği hız yok bende. Mataralı tüfek gibi sıralıyorum, kız küfür yemişe dönüyor)
-Hızlı okuma yarışmalarına katılsana sen, sürünüyorsun buralarda.
-Hahahaha. Tamam hızlı söyledim,kabul.Ama anladın değil mi?
-Tabiiiiiiiiiiii ki!
-Öptüm o zaman.
-Bende canım.

Bu diyalog en basit olanı yani. Bazen annem falan giriyor araya, siz o zaman duyun ya da görün. Arada bu konuşmayı toplum içinde bile yapıyoruz. Bir akşam üzeri saat beş ya da altı falan, Hanzade de kızlarla sıcak çikolata içiyoruz ve telefon geliyor- arayan Sena. Yukarıdaki diyalogların benzeri resmen kafede de yaşanıyor. Kızların o bakışları tam "Hiç bozma.Harikasın. Ve 5,4,3,2,1 KAYIT!" demelik. Ben de espiriyi patlatıyorum. "Çocukken çok evcilik oynadım ben, hep baba olurdum, ondandır"
Abi şöyle bir durum var ki; yan masamızda tanıdık bir erkek arkadaşımız olaya müdahale ediyor

-Ben bunu Arda'ya söylesem benle konuşmaz lan. Adam direk gey der bana
-Ne demek istiyorsun ya? (Bura da baya gülüyorum zaten)
-Aman, yok, yani size demedim de... ne bileyim abi. Erkek, arkadaşına böyle desin, babayı da al gel der her halde.

Tamam, tamam dedim içimden. Oldu o zaman... Bir yazının daha sonuna geliyoruz.Ama etkili ve dramatik sonları severim.Bu yüzden


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder