13 Ağustos 2012 Pazartesi

"Fenerbahçem benim, biricik sevgilim" diyen S'ye; "O sevgilin seni aldattı canım!" dedim.

Başlıktan da anlayacağınız gibi "Abi bu ne?" diye düşüneceğiniz bir olay yaşadım dün gece. Hayır, çok anormal bir durum değil yani, alt tarafı maça gittik. Dün geceki Galatasaray-Fenerbahçe derbisi  -gerçi o derbi oldu tam bir: Galatasaray-Fenerbahçe kapışması, neyse- hem benim için en garip anılardan biri, hem de en adrenalinli gecelerden biri olmuştur, dip not geçmemde yarar var.

Yani şimdi bunu anlatırken Fenerbahçeli taraftarları karşıma almak istemem elbette ki, yani siyasetten kapışmıyorken, maç yüzünden kapışmak benim için sıra dışı kavramına girebilir. Şöyle ki; twitter da bile akşamki maçla ilgili her yazdığım tweet'e iyi kötü -çoğunlukla kötü- reply'ler geldi. Dedim "tamam, kuyruk acıları bol, kuyruğumu koparma derdindeler." Ekrana bakıp, yazıyı tekrar okuyorum: "kızım beste ipe gelmek üzeresin". Tabii bu işin birazda mizahi hali ama, gerçekte yaşanan olay bu boyutların çok dışındaydı.
Galatasaraylıyım ya bir gösterişim olsun, "ahaha takımımın renklerini taşıyorum" falan tarzı sarı bluz giydim, kırmızı fular, gayet cool takılma çabalarındayım, olay Galatasaray da yani, ne yapalım. Evden dışarı çıktım, S ve benim evimizin yakın olduğunu biliyorsunuz, neyse ben kapıya geldim, ki ondan önce kızı arıyorum "neredesin, hazır mısın?" Cevap şu: "Evet kuzum, geliyorum" Evin kapısına geliyorum "sena nerede?"
Murat amca cevap veriyor "sena nerede?". Obaaaa, kız ortada yok ama ben evde sanıyorum- hayır öyle bir cevap veriyor. Neyse aradım, Ritmik Ada'ya gitmiş, geldi ama sanki 2012 filmdeki gibi arkasından New York geliyor. Yanında İ. Öyle bir psikoloji  içinde ki, yüzüme bakmıyor. Neyse evden dışarı çıktı ve saate baktık: baktığımız anda İ'den cevap geldi, cidden güldüm. "S*çtık, sıvama aşamasına bile geçiyoruz"
Sanki Türkiye 2012 koşu olimpiyatlarında gibi koşmaya başladık, ben şahsen kendimi aynen öyle hissettim. Çevredeki bakışlardan da anlaşılıyordu bu -gerçi bir çoğu turistti ama, neyse- Sonunda vardık.
Hani böyle herkesin geldiği ama sizin en son, astolist gibi geldiğiniz an vardır ya, sanki herkes size "kim lan bu salaklar" der gibi baktığını düşünürsünüz? Hah, millet yemin ederim aynen öyle bir konuma geldik. Çünkü nefes, nefese geldik. Bakan yanlış bile anlar, o ayrı. -Gerçi neredeyse herkes baktı-

-Lan 3 kız maça geliyolar, ona da yetişemiyolar ha!
-Valla be. Bide nefes, nefese gelmişler. Koşturmuşlar ya, futbolun etkisinde kalıyor kızlarımız.
-Onu bunu geçinde kız sarı-kırmızı giyinmiş beyler.
-3'ü bir arada geldi, ekip tamam. Başlat baba sen!
-Ayakta kaldılar kızlar.
-Son gelen pişmiş kelle!
-S*çtın şuan.
-Onu bunu geçinde sanırım gol attık.
-Allah'ını seven kafasına da bir top atsın, belki gol yapar.


Bize bakan insanların arasında bu ve buna benzer bir konuşma olması mümkün olabilir tabii, ihtimalleri düşünmek gerek. Biz oturduk, iki kola, bir redbull -redbull'u ben içiyorum- içiyoruz, izliyoruz. İ ve ben "cimbom'um" S de tek başına "Hadi be fener, göreyim seni!" ruh halinde. Anlayacağınız arkadaş bir parça, hatta tüm parça yalnız kaldı. Ben gol heyecanıyla redbull bardağını düşürüp, bir de güldüm. Redbull beni kanatlandırmadı da, sanırım ben onu kanatlandırdım. Kötü devrildi yani.
S, baktı gördü yeniliyorlar, gururuna sahip çıktı. "Ben gidiyorum ya!"

-Nereye ya, daha kupa vercektiniz?
-Bak şuna ya.
-Alex verse var yaaa!
-Sus bak, deşerim.
-Tamam deş ama gerçeklerle yüzleş. (öyle bir konuşuyoruz ki, ön masadakiler sanki maçı izlemeyi bıraktılar, bizi izliyorlar)
-Fual var ama ya.
-Kıyamam ya, on kişi diyoruz hala fual diyorsun, kaybetmek çok kötü değil mi?
-Aman be!

Maç bitti, hesabı ödüyoruz. Fenerli arkadaşlardan bazıları büyüklük edip, toplu bir 'Tebrikler' sunuyor. Bende öyle bir gurur var ki, sanırsın kupa'yı ben aldım.

-Arkadaşlar tebrik ediyorum galatasarlıları, s*çtık bu gece. Ama dönüşümüz mükemmel olacak
-Oğlum ne dönüşü, döndürdük zaten lan (diyor bir arkadaş)
-Abi bari avunmamıza izin ver, ne kalpsiz adamsın.

Biz S ve İ'le önden, önden yürüyoruz ama İ'le bu diyaloğu duymamamız İM-KAN-SIZ! İmkansız yani. Hele ki gülmememiz. Sonra S'ye dadaşmaya başladım ve bu Galatasaraylı grubun çok hoşuna gitmiş olacak ki, alkış- kıyamet koptu.


-Senacım, hala kardeşimsin, omzum hep açık. Şurdan selpak alalım mı?
-Beste acımla beni baş başa bırak.
-Çok duygusala bağladın sende.
-Ya olamaz ya, formama kafamı gömmek istiyorum (diyerek, dediğini yapıyor)
-İyi uykular fenev.
- FENERBAHÇEM BENİM, BİRİCİK SEVGİLİM (diyerek bağırıyor ama sonra...)
-O sevgilin seni aldattı canım. (Arkadan alkışlar, uular ve kahkahalar geldi ben de gururlandım falan böyle, birde kahkaha attım)
-Of ama offfff.
-Boş ver zaten iyi oynamıyordu, başka sefere. BELKİ....
-Çok kötüsün Bestee ya.
-Oyununuz kadar olamam. Sizinkiler kendilerini o kadar soyutladılar ki; "abi biz nerdeyiz, neyin peşinde koşuyoruz" falan diye düşündüklerini sandım. (gene alkışlar, bravo demeler geldi.)
-Tamam yarama tuz basma.

O sırada telefon geldi ve S koşarak eve gitmeye başladı, İ'le vedalaştık ve aynı yerde oturduğumuzdan bende koşturmaya başladım. Bunun üzerinde fenerbahçe formasını gören çocuklar nasıl sövüyorlar S'yi. Yakın mesafede olsaydık, Allah muhafaza. Neyse eve geldik ve cümleme başladığım ilk olaylar olmaya başladı. Twitter ve facebook da yorum paylaştım. İş görüşmelerindeki klasik laf gibi "biz size döneriz" mantığını uyguladılar abi. "Bak şimdi fener de bla bla bla" falan. O iş görüşmesine cevabım "Ne dönüyorsun be, topa dönseydiniz her şey farklı olabilirdi"

Alın o zaman sizeeeeeeeeeee;


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder