Bir süredir kafamı kurcalayan şeylerle tekrar baş başa kaldım. Soruları sadece kendime göre cevaplandırmak istemedim. Bunun yerine, kişisel gelişim ve o konuyla ilgili yazılmış kitapları okuyarak daha sağlıklı sonuçlara ulaşırım diye düşündüm. Ben derin düşünen, ve derin hisseden bir tipim. Fakat elbette bu durum bazen düşünceler de boğulmama, ve tamamlanmamış bir sorudan başka bir soruya geçmeme neden oluyor. Ailem, arkadaşlarım, düşünme artık, dese de.... Ben düşünmeyeyim, sen düşünme, o düşünmesin, kim düşünsün?, diye de sormadan edemiyorum. Çağımızın önemli bir sorunu bu sanırım: Derin düşünmemek.....
Teknoloji gelişti- Sosyal ilişkiler bile çoğunlukla teknoloji merkezli ilerliyor. Dolayısıyla; artık insanların tamamen kendileriyle baş başa kaldığı, sorunlarına iç dünyalarında çözüm üretmeye çalıştıkları bir zaman dilimi kalmadı. Kaldıysa da çok az. Çünkü seni kendinle baş başa bırakan koşullar günden güne azalmaya devam ediyor. Ve artık azlığın derinliği değil, çokluğun yüzeyselliği tercih edilir oldu..Elde etmek kolaylaştı diye, kıymet bilmek azaldı. Bedel ödemediğin şeylere sahip olmaya başladıkça, insan bunu içselleştiremiyor, özümseyemiyor aslında. Çünkü ona sahip olana kadar geçirdiğin bir süreç ve zorluk yok.
Ben acısız, engel aşılmayan şeylerin kalıcılığına hiç inanmadım. Bu fikrim hem somut, hem de soyut şeyler için de geçerli. Hemen ulaştığın bir şeyi, hemen bitirebilirsin. Çünkü aslında farkında olmasan da bilinç altında şu vardır: "nasıl olsa yine alırım"
Fakat zor ve engellerle sahip olduğun bir şeyi bitirmemek için o şeyi azar azar tüketirsin. Hatta belki hiç tüketemezsin. İşte o zaman da bilinç altı şunu söyler: "bir daha alamayabilirim"
Çünkü bunu almak için çok çabaladım, acı çektim, bedel ödedim, bekledim, sabrettim vs vs...
Ve de her istediğini elde edebilen o insanın, bu rahatlığının neden olduğu egosu var. Çevreme baktığım zaman bu kişilerin kendileriyle ilgili söylediği şeyler hemen hemen aynı. Bu kategoride olan arkadaşlarım bile var ve aslında baktığınızda sahip olma merkezli düşünceleri "yakışıklıyım/güzelim, zenginim. Bu yüzden istediğimi elde ederim. Bu yüzden güçlüyüm. Bu yüzden kimse bana karşı koyamaz" gibi düşünceler. Sonuç ise "bu yüzden hayat tokadını yedim"
Dünya'da gözü kapalı dolaşırsan, bir gün mutlaka direğe çarpacaksın!
Öyle ki bir kitap üstünde düşünmemiş, bir şey için emek vermemiş, çalışmamış, zorluk nedir bilmemiş.... tek derdi ne yesem, nereye gitsem, ne giysem olan insanlar kendilerini çok şey başarmış, hayatla çok mücadele etmiş gibi görüp, bir de hayatla dalga geçiyorum mesajını veriyorlar. Orada duracaksın! Babasının, sevgilisinin parası olmasa toz pembe dünyasının tozlarından eser kalmayacak bu insanlar başkalarını oturduğu yerden öyle eleştirirler ki, "kaliteli insan işiyle, boş insan kişiyle uğraşırmış" cümlesini akla getirmemek mümkün değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder