21 Temmuz 2013 Pazar

Zaten o kot pantolonu da atacaktım.



Kaç gün bitti seni severken?
Kaç şişe bira bitti?
Kaç uyku hapları kutusunu boş olarak attım çöpe?
Uyku haplarından içmiyorum artık sevgilim.
Korkma, ağlamıyorumda. Senden sonra her şey yenilendi bende.
İlk buluşmamızda giydiğim o kotu arkadaşıma verdim mesela.
Vermeseydim de, giymeyecektim zaten. Çöpe atardım büyük olasılıkla.
Kot pantolonun üstüne giydiğim o kazağı da bir daha giymedim.
O siyah ceketi de, o kazakla giymedim mesela.
Kilo aldım senden sonra. Belki de verdim.
Tek bildiğim o kot bana bir daha asla o geceki gibi olmadı.
O geceki gibi güzel durmadı. Gerçi tek bir kot mu derdimiz?
Sahi, derdin neydi senin? Hangi adama bu kadar körü körüne güvenecek kadar aptallaşabilirdim ki ben, nasıl olmuştu da gerçeklerin üstünü cd kalemiyle okunmamak üzere çizer gibi inkar etmiştim her şeyi.
Nasıl o hale gelmiştim ben?
Beni hep havalı bulurdun, "artist kız" derdin, birde gülüp pişkin pişkin sırıtırdın.
O an sana iki tane çakmak isterdim sevgilim.
Derdim ki "bu adam beni hiç tanımıyor".
Ama şimdi bunları neden anlatayım ki? kahvemiz yok, bir şeyimiz yok.
Nasıl biriydim seni severken?
Neden sen?
Düşünmüyorum artık.
Aslında bir çocuğun ilk oyuncağı onun için ne kadar unutulmazsa, sende benim için öylesin.
Aslında hayır, bir oyuncak değildin, oyuncak olan biri olduysa o ben olmuşumdur belki de.
İlk aşkım olma görevini en güzel şekilde üstlenirken sonra en güzel halinle yine s*çtın ağzıma, hayatımın içine ettin de gittin.
Gördüğüm rüyalarda değil, kabuslarımda gelmeye başladın yine zihnime.
Neden dedim hep.
Neden ben değil o?
Onu da sevmedin değil mi sevgilim?
Sen kimseyi sevmedin.
Beni sevmedin.
Onu da sevmedin.
Diğerlerini de sevmedin.
Ama birini çok sevdin. Hemde ölesiye sevdin.
Sen, kendini sevdin.
Sen, konuşurken yukarı doğru kaldırdığın saçlarını sevdin.
Sen, aslında altında çok şey yatan ama benim yıllar sonra fark ettiğim gülüşünü sevdin.
Sen, her zaman görüşünü engelleyen o kocaman egonu sevdin.
Hemde çok sevdin.
Sen sevilmeyi sevdin.
Etrafımda kimse olmasın diye yırtındın her zaman. Çünkü hep seni sevmemi istedin.
İnsanlar nasıl böyle bencil olabildiler, nasıl başladı bu korkunç duygu?
Hata üstüne hata yaptın sevgilim.
Ben de aşık biriyken kadınsal iç güdülerimle hareket ettim her zaman ama geçti biliyor musun?
Beni hiç senin için ağlarken görmedin.
İzin vermedim.
Vermezdim.
Bir daha asla o kadar yoğun hissetmedim kalbimi.
Neden ağladın o gece sevgilim?
Neden ağladın son kez giderken?
"Bu adam pezevengin önde gideni" dedim içimden.
Beynimin içinde bir tümör olmuştun. Olmaması gereken yerde, hızla yayılan ve çaresinin imkansız olduğunu düşündüğüm bir tümör. Sen gitmişsin de ben o tümörle kalmışım meğer.
Sen olmayınca "salak, yine şuradan çıkıp mal mal hareketler yapsa keşke" diye düşünürdüm, özlerdim seni.
Çok özlerdim hem de.
Ama sen gitmiştin be, hem de çoktan gitmiştin.
Sadece gidişinin bir dönüşü olacağına inandırmışsın beni, öyle istemişsin.
Neden yaptın ki sanki bunu, inandım. Hem de çok inandım.
Tekrar geleceksin sandım. Hiç gitmemiş gibi geleceksin sandım.
Sen hiç gelmemişsindir belki de. Belki ben bir film yaratmışımdır kendime de, baş roldeki adam sen olamamışsındır sadece.
Şuan o kadar iyiyim ki, "lan benim bıraktığım kız bu mu?" dersin.
O kadar mutluyum ki, "bir daha gülemez sanıyordum, hayret" dersin.
Ve öyle çok büyüdüm ki "velet" dediğin kızı görsen dört sene önceki kendinin dilini kesmek istersin.
Hepsi senin yüzünden olmadı diyemem. Ama tamamen senin yüzünden de değil.
Ben bir daha eski kız olamadım sevgilim.
Denemedim de olmayı. Ne diye tekrar kendi ağzıma s*çayım ki?
Her adam da senin izlerin kaldı, her adam senin yaptığını yapar mı bana diye düşünüyorum bazen hala daha.
Sana şuan aşık değilim.
Aşık olma işini de uzun süre önce bıraktım.
Sana aşık olma işini ondan da uzun süre önce...
Tek bildiğim mutlulukların gitti, acılarını bıraktın.
Hep bencildin işte sen. Giderken bile mutlu anıları bırakayım demedin.
Gerçi gerçekten topu topu kaç anımız kaldı ki?
Onun içinde olduğu anılarımızı çöpe attım ben.
İğrenç, tiksinç. Kusmuk kokan anılar gibi onlar artık.
Evet, artık kusmuk kokuyor bazı anılarımız.
Oysa ben öyle saftım ki... Çocuk gibi, kalbimin saflığıyla sevdim. Ne kadar büyüktür tahmin etmediğim kalbime ikinizi de sığdırdım.
Çocukluk arkadaşımı da, sevdiğim adamı da. Seni de yani.
Ama sığdırmamam gerekiyormuş sevgilim.
Sonra ne mi oldu?
Kalbimi kırdınız.Hemde çok kırdınız.
Öfke doldurdunuz içimi, acıyla kapladınız.
Patlattım kalbimi.
Kanattım.
Deştim.
Şimdi iyiyim. Hiç olmadığım kadar iyi.
Aslında fark ettim de, sensizken daha iyiydim ben.
Daha güzel.
Şimdi belki başka aşkların ağzına s*çıyorsundur.
Alışkanlıklar kolay kolay bırakılmaz sevgilim.
İyi ki de s*çmışsın hayatıma. Şimdi öyle güçlü, öyle güzel bir bayanım ki, sen enkaz gibi durursun yanımda.
Ben çok sevdim, çok düştüm ama sevdiğim kadar, düştüğüm kadar da kalktım ayağa.
Haaaa bu arada, o kot demode olmuştu zaten, o kazakta çirkindi. Bir daha onları giymedim. Sen hayatıma s*çınca bir güzel de alışveriş yaptım.
Keşke daha önce yapsaydım, aklım neredeymiş dedim.
Seninle buluştuğum gece giydiğim kıyafetler artık moda bile değil. Ne kadar uzun zaman olmuş, sen düşün.
Hala daha siyah ceketini giymeye devam ediyor musun?
Birde neredeyse üstünden hiç çıkarmadığın gri manton vardı. Ne sinir olurdum.
Tam bir mafya babası gibi olurdun.
Bence sen bir ara alışverişe çık sevgilim.
O zamandan bu zamana da çok şey değişti. Bak, o mantoları artık emekli memur amcalar bile giymiyor.
Bir kaç mağaza gezsen, kendinden geçersin belki de.
Alışveriş çok mucizevi bir şey.
Bazen bir çok şeyi unutturuyor.
Moral bozukluğunu bile
Yani eğer bir gün moralin bozuk olursa, aşk acısı falan da çekersen alışverişe çık.
Bunun kadını, erkeği olmaz.
Hiç fark etmiyor gibi unutursun, biter gider acıların.
Benim gibi.
Benim seni unuttuğum gibi.
Vay be sevgilim, ne güzel dertleştim yokluğunla.
Yine bana dediğin gibi; "hayal dünyandaki dünyaya merhaba"
Merhaba sevgilim.


Organlarımın içinde dolaşan bir vürüstün. Ölmeyi beklerken fazlalığının varlığının değil, hislerim olduğunu fark ettim. Ve o güne dek hep reddettiğim tedavime başladım: hissetmemek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder